Sabrın mürekkeple imtihanı; hattatın ’mürekkep yalatan’ yolculuğu
Geleneksel yazı sanatının yaşayan ustalarından Hattat İlkay Kanar, 28 yıllık sanat hayatının perde arkasını araladı
Yayınlama: 02.05.2026 10:36
Geleneksel yazı sanatının yaşayan ustalarından Hattat İlkay Kanar, 28 yıllık sanat hayatının perde arkasını araladı. Kanar, kağıdın bir yıl süren hazırlık evresinden zemzemle dövülen mürekkebe ve kalem yongalarının hazin vasiyetine kadar hat sanatının bilinmeyenlerini anlattı. Yazı sanatına 28 yılını veren ve 67 çeşit yazı stilinde maharet sahibi olan Edirneli Hattat İlkay Kanar, bu kadim sanatın bilinmeyenlerini anlattı. Sanatın sadece estetik bir kaygıdan ibaret olmadığını vurgulayan Kanar, "Hattatlık bir İslam sanatıdır; icazet sadece kaleme değil, hattatın ahlakına verilir" diyerek sanatın manevi boyutuna dikkat çekti. Kağıdın ’ahar’ ile imtihanı tam bir yıl sürüyor Hattatlıkta kullanılan malzemelerin tamamen doğal ve el işçiliğiyle hazırlandığını belirten Kanar, sıradan bir kağıdın yazılabilecek bir eser yüzeyine dönüşme sürecini anlattı. Asitsiz kağıtların önce çay, kahve ve bitki özleriyle boyanarak eskitildiğini ifade eden Kanar, yüzeye sürülen nişastanın pişirilip bir gün bekletildiğini, ardından yumurta akı ve şap ile hazırlanan karışım sürülerek ’aharlama’ işlemi yapıldığını kaydetti. Kanar, bu işlemler bittikten sonra kağıdın yazıya hazır hale gelmesi için en az bir yıl, tercihen bir buçuk yıl dinlenmesi gerektiğini belirtti. "Çok mürekkep yaladım" sözünün gerçek hikayesi Halk arasında "Çok okudum, tecrübeliyim" manasında kullanılan "Çok mürekkep yaladım" deyiminin aslında bir özeleştiri olduğunu ifade eden Kanar, bu doğru bilinen yanlışın hikayesini şu sözlerle paylaştı: "Yazının sonuna gelmişken mürekkep kağıda damlarsa, hiçbir kimyasal kullanamazsınız. O hatayı dilinizle yalayarak temizlersiniz. Bu yüzden ’Çok mürekkep yaladım’ demek, aslında ’Ben çok hata yaptım’ demektir." 20 bin tokmak darbesiyle gelen mürekkep Eski hattatların mürekkeplerini de bizzat hazırladığını hatırlatan Kanar, duman isinin arap zamkı ve zemzem suyuyla karıştırılarak havanlarda dövüldüğünü söyledi. Her tokmak darbesinde bir zikir çekildiğini anlatan Kanar, yaklaşık 20 bin darbe vurulduktan sonra mürekkebin yüzyıllarca dayanacak o eşsiz kıvama ulaştığını ifade etti. Masadaki ölüm hatırlatıcısı: Kalem yongaları Hattatlığın en dramatik ve etkileyici geleneğinin kalem yongalarında saklı olduğunu belirten Kanar, 28 yıldır kalemlerini açarken biriktirdiği ahşap parçalarını masasında sakladığını söyledi. Bu geleneğin vasiyet niteliği taşıdığını vurgulayan Kanar, "Bu yongalar, hattat vefat ettiğinde naaşının yıkanacağı suyu ısıtmak için yakılır. Masamızda duran o küçük yongalar bize ölümü, dürüstlüğü ve insanca yaşamayı hatırlatır. Rant peşinde koşmamayı, yalan söylememeyi öğütleyen sessiz bir psikolog gibidirler" diye konuştu. Yazı yolculuğunun sabır ve edep üzerine kurulu olduğunu hatırlatan Kanar, bu sanatın sadece kağıda dökülen bir mürekkep değil, ruhu terbiye eden bir yolculuk olduğunu sözlerine ekledi.
Haber Merkezi
Tv42 Haber, Konya haberleri, Konya Gündem, Konya Haber, Konya Gündemi