Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Güç dağılımı değişiyor"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu'nun sadece diplomatik temas alanı olmadığını belirterek, "Bu organizasyonu; dünyanın nereye doğru gittiği, insanlığın hangi değerler etrafında buluşabileceği üzerine derinlikli istişarelerin yapıldığı bir akıl platformu olarak görüyoruz" dedi.

Yayınlama: 17.04.2026 16:23
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2026 Resmi Açılış Töreni"nde katılımcılara hitap etti. Açılış konuşmasının ardından, "tarihin, kültürün ve diplomasinin şehri" olarak nitelediği Antalya’da misafirleri ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Erdoğan, Hafta içinde Kahramanmaraş’ta meydana gelen üzücü olaya değinerek, "Öncelikle çarşamba günü Kahramanmaraş ilimizde yaşanan müessif olaydan sonra telefonla aramak veya mesaj göndermek suretiyle üzüntümüzü paylaşan herkese milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Rabbim hiç kimseye, hiçbir aileye ve topluma böyle acılar yaşatmasın." ifadelerini kullandı. "Bu forumu bir akıl platformu olarak görüyoruz"Bu yıl beşinci kez düzenlenen forumun tüm dünya için hayırlara vesile olmasını temenni eden Erdoğan, forumun kısa sürede ulaştığı noktaya dikkati çekerken gerek katılım gerekse içerik bakımından ADF’nin küresel bir marka haline geldiğini vurguladı.  Organizasyonda emeği geçen Dışişleri Bakanlığına ve forumun temellerini atan Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu’na teşekkürlerini ileten Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye olarak Antalya Diplomasi Forumu’nu diplomatik temas kavramının sınırları içine hapsetmiyoruz. Bu organizasyonu; dünyanın nereye doğru gittiği, insanlığın hangi değerler etrafında buluşabileceği, yeni etkileşim alanlarının neler olabileceği üzerine derinlikli istişarelerin yapıldığı bir akıl platformu olarak görüyoruz. Hepimiz şu gerçeğin çok net farkındayız; günümüzde diplomasi yalnızca sorunların, ihtilafların ve çıkarların müzakere edildiği bir alan olmaktan çıkıyor. Diplomasi aynı zamanda insanlığın ortak geleceğinin hangi ilkeler bağlamında şekilleneceğinin tartışıldığı bir zemini de temsil ediyor” dedi. "Güç dağılımı değişiyor"Beş yıl önce yola çıkarken koydukları hedeflere ulaştıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün görüyoruz ki Antalya Diplomasi Forumu; küresel aklın, global vicdanın ve özellikle de geleceğe dair umudun ortak kürsüsü haline gelmiştir. 'Yarını kurgulamak, belirsizlikleri yönetmek' teması altında üç gün boyunca yapılacak tartışmaların; forumun bu özgün ve özel yönünü daha da belirgin kılacağı kanaatindeyim. Forumun, sizlerin de ufuk açıcı fikirleriyle Türkiye'nin 'barışın anahtarı' misyonuna katkı vereceğine inanıyor, şimdiden her birinize teşekkür ediyorum" diye konuştu. İnsanlık ailesi olarak içinden geçtiğimiz dönemi anlamak için süreci doğru tahlil etmemiz, dinamikleri doğru okumamız şarttır açıklamasında bulunan Erdoğan, “Bugün uluslararası sistemde yaşanan sarsıntıları yalnızca güç dengelerindeki değişimle açıklamak bizi meselenin özünden uzaklaştıracaktır. Evet, güç dağılımı değişiyor. Evet, yeni aktörler yükseliyor. Evet, rekabet kızışıyor, derinleşiyor, daha yıkıcı hale geliyor. Ancak bütün bunlar bizim çok daha sert bir kırılmayla karşı karşıya olduğumuz gerçeğini değiştirmiyor. Bugün dünya, güç bunalımıyla birlikte bir istikamet buhranı da yaşamaktadır. Gelinilen nokta itibarıyla ciddi ve tehlikeli bir eşikte olduğumuz görülüyor” dedi. "En temel insanlık sınavını veremeyen bir sisteme güvenmemiz bizden nasıl beklenir?"Kural temelli olduğu iddia edilen sistemin kuralların ihlal edildiği yerde susarken, insan haklarını ve küresel güvenliği korumakla görevli mekanizmaların en ağır saldırılar karşısında etkisiz, hatta çoğu zaman kayıtsız kaldığını ifade eden Cumhurbaşkanı, “Buradaki esas sorun; seçici davranan adalet, araçsallaştırılmış ilkeler ve güç ilişkilerine mahkum edilmiş müşterek değerlerimizdir. Dolayısıyla küresel sistemde yaşanan kriz; evvel emirde ahlaki ve varoluşsal bir krizdir” diye konuştu. Krizin ulaştığı boyutu görmek için 7 Ekim sonrası Gazze'ye bakmanın yeterli olacağını söyleyen Recep Tayyip Erdoğan, “Son iki buçuk yılda 73 bin Filistinli İsrail saldırılarında can verirken, yaralananların sayısı 172 bini geçiyor. Henüz körpe bir fidanken hayattan kopartılan çocukların sayısı 21 bini aştı. Öksüz ve yetimlerin sayısı ise 58 bini geride bıraktı. Ateşkese rağmen 754 Filistinli şehit oldu, 2100 kişi yaralandı. Bir defa şunu burada kabul etmemiz gerekiyor: Gazze'de yaşananları yalnızca bir insani trajedi olarak okumak eksikliktir. Gazze’deki soykırım mevcut düzenin neye izin verdiğini, neyi görmezden geldiğini ve kimi koruduğunu bize çok net bir biçimde göstermiştir. Hepimiz elimizi vicdanımıza koyup şu soruların cevabını cesaretle aramak zorundayız” dedi. Bir sistem küvezdeki masum bebekleri kurşunlardan koruyamıyorsa, sivillerin toplu şekilde hedef alınmasının önüne geçemiyorsa, kurumlar ve kurallar zalimlerin zulmüne engel olamıyorsa; bu yapısal bir çürüme, ontolojik bir tefessüh değil midir? Sorusunu soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu tablo ahlak ve meşruiyet krizinin en bariz hali değil midir? Sorarım. Dün Suriye ve Gazze’de, bugün Batı Şeria ve Lübnan’da en temel insanlık sınavını veremeyen bir sisteme güvenmemiz bizden nasıl beklenir? Dahası kardeşlerimizin, dostlarımızın ve evlatlarımızın geleceğini etkileyen bu sistem; özellikle kriz karşısında eli kolu bağlı kalmamız nasıl düşünülebilir?” diye konuştu. "15 günlük ateşkesten memnuniyet duyuyoruz"'Dünya beşten büyüktür' şiarıyla 13 yıldır insanlığın gündemine taşıdıkları temsil açığı kapatılmadan ne sistemin krizinin çözülebileceğini ne de daha adil bir dünyanın inşasının mümkün olabileceğini belirten Erdoğan, “Sadece güçlünün hukukunu gözeten bir küresel sistemin insanlığı götüreceği yer; çok daha derin, çok daha büyük çatışmalar, adaletsizlikler çıkmazıdır” dedi. 40 gün boyunca bölgeyi barut kokusuna boğan savaşın, bunun en son örneği olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı, “İsrail hükümetinin tahrikleriyle başlayan bu anlamsız ve son derece maliyetli savaşta; Pakistan Başbakanı, değerli kardeşim Şerif'in girişimleriyle ilan edilen 15 günlük ateşkesten memnuniyet duyuyoruz. Ateşkesin araladığı fırsat penceresinin kalıcı barışın tesisi için en etkin şekilde değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Ne kadar derin olursa olsun anlaşmazlıkların çözümünde sözün yerini tekrar silahların, müzakerenin yerini kanlı mücadelenin almasına izin verilmemelidir” diye konuştu. "Hazır ve müteyakkız olunmalı"Barışa giden en kestirme yolun yapıcı diyalog ve diplomasi olduğunu unutulmaması gerektiğini vurgulayan Recep Tayyip Erdoğan, “Ve barış, Cumhur İttifakı ortağımız Sayın Devlet Bahçeli'nin o veciz ifadesiyle 'tek kanatlı bir kuş' değildir. Tarafların uzlaşmacı, sabırlı ve sağduyulu bir anlayışla hareket etmeleri sonuç alınmasında büyük önem arz ediyor. Yine bu kritik aşamada İsrail'in müzakere sürecini dinamitlemesine karşı hazır ve müteyakkız olunmalı” dedi. Tansiyonun tırmandığı Hürmüz Geçidi ile ilgili tavırlarının çok net olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hürmüz'ün bir yakası İran ise diğer yakası Umman'dır. Körfez ülkelerinin açık denizlere erişim hakkı kısıtlanmamalıdır. Esas olan yerleşik kurallar temelinde seyrüsefer serbestisinin temini ve Hürmüz'ün ticari gemilere açık tutulmasıdır. Savaşın komşu coğrafyalardaki enerji kaynaklarının uluslararası piyasalara ulaştırılmasında alternatif rota arayışlarını hızlandırdığı görülüyor. Türkiye olarak enerji ve bağlantısallık alanlarında 'Kalkınma Yolu' gibi vizyon projeleriyle komşularımızla iş birliğine açık olduğumuzun bilinmesini istiyorum” diye konuştu. "Savaşın sona ereceğine yönelik inancımızı halen koruyoruz"Yakın çevrede ki bir diğer çatışma alanı olan Ukrayna'daki savaşın getirdiği yıkım ve can kayıplarından üzüntü duyduklarını söyleyen Erdoğan, “Tarafların adil ve eşit şekilde temsil edildikleri bir müzakere süreciyle savaşın sona ereceğine yönelik inancımızı halen koruyoruz. Şunu tüm samimiyetimle burada dile getirmek isterim: Türkiye, tarafların da istekli olması halinde liderler zirvesi dahil doğrudan müzakerelerin devamı için her türlü kolaylaştırıcı adımı desteklemeye hazırdır” dedi. Suriye'de huzurun, istikrarın ve normalleşmenin güçlendirilmesinin bölgenin geleceği için hayati önemde olduğun u vurgulayan Cumhurbaşkanı “Suriye Devlet Başkanı Sayın Şara'nın basiretli liderliğinde bu ülkenin son 1,5 yıllık süreçte katettiği mesafeden memnuniyet duyuyor, inşallah bundan sonra da Suriye halkının yanında olacağımızı ifade etmek istiyorum. Köklü tarihi bağlarla şekillendirdiğimiz Balkan vizyonumuzda barış, istikrar ve refahın perçinlenmesi önceliğimiz olmayı sürdürüyor. Bu düşünceyle hayata geçirdiğimiz 'Balkan Barış Platformu'ndan son derece umutluyuz. Öte yandan Avrasya’da barışın ve huzurun teminatı olarak gördüğümüz Türk Devletleri Teşkilatımızı her geçen gün güçlendiriyoruz " diye konuştu. "Ermenistan’la normalleşme sürecimizi adım adım ilerletiyoruz"Bu yılın son çeyreğinde Türkiye’de düzenlenecek 13. Türk Dünyası Zirvesi’nde dönem başkanlığını Azerbaycan’dan devralacaklarını söyleyen Recep Tayyip Erdoğan, “Dönem başkanlığımızda teşkilatımızın uluslararası etkinlik ve görünürlüğünü inşallah daha da artıracağız. Azerbaycan’la eş güdüm içerisinde komşumuz Ermenistan’la normalleşme sürecimizi adım adım ilerletiyoruz. Bu minvalde Asya ile Avrupa arasındaki ticarette en güvenilir güzergah olan Hazar geçişli 'Doğu-Batı Orta Koridor' girişimine de güçlü desteğimiz sürüyor” dedi. Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’i ise bir istikrar ve refah havzası olarak görmek istediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunun için Türkiye’yi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni dışlamaya çalışan tek taraflı ve maksimalist tutumları reddettiğimiz gibi, savaş ortamından medet uman beyhude çabaları da doğru bulmuyoruz. Kıbrıs Türkünün dirayetli tutumu bugün Kıbrıs adasında iki ayrı halk ve iki ayrı devlet bulunduğu gerçeğini artık tüm dünyaya kanıtlamıştır. İnancımız odur ki komşumuz Yunanistan’la tesis ettiğimiz olumlu atmosfer, ikili meselelerimizin çözümü yanında Batı Trakya Türk azınlığına yönelik hak ihlallerinin son bulmasına da katkı sunmalıdır” diye konuştu. "Her türlü diplomatik gayretin yanındayız"Bir başka kardeş coğrafya olan Libya’da sükunet ve güvenliğin sağlanmasına yönelik aktif çabalarının devam ettiğini söyleyen Erdoğan, “Afrika ülkelerinin toprak bütünlüğünü, egemenliğini ve kalkınma hamlelerini samimiyetle destekliyoruz. Sudan’da Nisan 2023’ten bu yana devam eden çatışmaların sonlandırılması için her türlü diplomatik gayretin yanındayız. Son yıllarda istikrar ve güvenliğini sağlama noktasında önemli adımlar atan Somali’nin toprak bütünlüğüne ve ekonomik refahına desteğimiz ise bakidir” dedi. Türkiye olarak bir yandan farklı bölge ve kıtalarda barışçıl dış politikayı yürütürken diğer yandan da mevcut ittifak bağlarını tahkim ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı, “Avrupa-Atlantik bölgesinin kolektif güvenliğinin teminatı olan NATO’nun önde gelen ülkelerinden biri olarak, bu yıl 7-8 Temmuz tarihlerinde Liderler Zirvesi’ne Ankara’da ev sahipliği yapacağız. Zirvede ittifakı güçlü şekilde geleceğe taşıyacak önemli kararlar almayı ümit ediyor, bunun altyapısını şimdiden oluşturuyoruz. Bu vesileyle şunu bir kez daha vurgulamak isterim: Tarihin, coğrafyanın ve jeopolitiğin her fırsatta hatırlattığı üzere Türkiye, Avrupa’nın ayrılmaz bir parçasıdır. Avrupa Birliği’ne tam üyelik hedefimizi korurken Birliğin istikamet sorununu aşarak kurucu önderlerinin vizyonuna sadakatle sahip çıkmasını bekliyoruz” diye konuştu. Kasım ayında ise Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı’na (COP 31) yine burada Antalya’da ev sahipliği yapacaklarını belirten Recep Tayyip Erdoğan, “COP 31 başkanlığımız süresince 'Sıfır Atık' hareketinin yaygınlaştırılması gibi çevre gündemiyle gençlerin gündemini buluşturan politikaları öne çıkaracağız" dedi.  
Haber Merkezi
Tv42 Haber, Konya haberleri, Konya Gündem, Konya Haber, Konya Gündemi