Uzmanlar okullar başlamadan önce velileri uyarıyor
Okulların, birçok çocuğun bir arada bulunduğu, dolayısıyla enfeksiyonların en hızlı yayıldığı alanların başında geldiğini belirten Medicana Sağlık Grubu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Hikmet Akbulut her sonbahar döneminde benzer bir tabloyla karşılaşıldığını, okulların açılmasıyla birlikte ardı arkası kesilmeyen hastalık dalgalarının başladığını ve bu sürecin hem çocuklar hem de aileler için stresli geçtiğini söyledi.
Yayınlama: 10.09.2026 11:45 Güncelleme: 10.09.2026 15:23
Yeni bir eğitim-öğretim yılı başlarken çocukların heyecanı kadar ebeveynlerin omuzlarındaki sorumluluklar da artıyor. Eğitim maratonu başlamadan hemen önce yapılan kapsamlı bir çocuk sağlığı kontrolünün ileride yaşanabilecek birçok sorunun önüne geçmek için en kritik adım olduğunu belirten Medicana Konya Hastanesi Çocuk sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Hikmet Akbulut, "Bu muayene sırasında sadece fiziksel büyümeyi takip etmek yerine aynı zamanda muhtemel gizli sağlık açıklarını yakalamak için bazı tahlillerin yapılması şarttır. Özellikle kansızlık (demir eksikliği anemisi) fiziksel büyümenin haricinde okul başarısını ve odaklanma süresini düşürür. D vitamini, B12 ve çinko gibi bağışıklık sisteminin kilit taşları kontrol edilerek eksiklikler tespit edilir" dedi. Uzm. Dr. Akbulut, bununla birlikte, çocuk doktoru eşliğinde gerçekleştirilen bu genel değerlendirmelerin büyüme ve gelişme eğrilerinin takibinin de önem taşıdığına dikkat çekti.
Okul çağı çocuklarda görülen hastalıklar
Okul çağındaki çocuklarda en sık karşılaşılan sağlık sorunlarının başında üst solunum yolu enfeksiyonlarının geldiğini, grip, soğuk algınlığı, farenjit ve sinüzit gibi hızla yayılan bu rahatsızlıkların kalabalık derslik ortamlarında bir öğrenciyi yılda birkaç kez etkileyebildiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Hikmet Akbulut, "Özellikle sonbahar ve kış aylarında bu tablolara bademcik iltihabı ve orta kulak enfeksiyonları da sıklıkla eşlik ederek çocukların genel konforunu ve okul devamlılığını olumsuz yönde etkiler. Ayrıca suçiçeği de son derece bulaşıcı yapısıyla sınıflar içerisinde hızla yayılan ve cilt lezyonlarıyla kendini gösteren salgınların başında gelir. Özellikle aşılanmamış çocuk gruplarında kısa sürede tüm sınıfı etkileyen devamsızlıklara yol açabilir. Mevsim geçişlerinde influenza (grip) virüsünü de okullarda toplu salgınlara yol açan bir hastalık olarak görmekteyiz. Ortak oyuncaklar, kapı kolları, klavyeler ve yakın temas virüsün zemin hazırladığı bu salgınlar, ani ateş ve şiddetli kas ağrısı ile başlar. İnfluenza; çocukların virüsü ev ortamına taşımasıyla aile bireylerine de bulaşarak kentsel yayılım tablosunu oluşturur. Yine son yıllarda kreş ve ilkokul düzeyinde sıklıkla rastlanan bir diğer salgın ise el-ayak-ağız hastalığıdır. Genellikle ellerde, ayak tabanlarında ve ağız içinde küçük kabarcıklarla seyreden bu viral enfeksiyon, hijyen alışkanlıklarının henüz tam oturtulamadığı ortak oyun alanlarında ve tuvaletlerde son derece hızlı bir şekilde transfer olarak zincirleme vakalara neden olur. Solunum yolu enfeksiyonlarının yanı sıra sindirim sistemini hedef alan gastroenteritler de okul döneminde oldukça yaygındır. Genellikle virüs nedeniyle yayılan kusma, bulantı ve ishal şikayetleri kısa sürede sınıflar arasında salgınlara dönüşebilir. Hijyen kurallarına henüz tam anlamıyla uyum sağlayamamış küçük yaş gruplarında bu tür bağırsak enfeksiyonları hızla yayılım göstererek çocuklarda ani sıvı kaybına yol açabilir. Ayrıca uzun süre tahtaya veya kitaba yakın durmaktan kaynaklanan görme kusurları da bu dönemde fark edilen fiziksel rahatsızlıklar arasında başı çeker" şeklinde konuştu.
Bu süreçte çocukların beslenme alışkanlıklarının yanı sıra, hastalık sürecinin daha sağlıklı atlatılması açısından dikkat edilmesi gereken hususlara ve muhtemel risklere de değinen Uzm. Dr. Hikmet Akbulut, şu bilgileri verdi: "Çocuğun beslenme alışkanlıkları, kronik alerjik eğilimleri veya ortopedik duruş bozuklukları bu safhada ele alınır. Böylece eğitim dönemi başlamadan önce mevcut riskler belirlenerek ortadan kaldırılır ve çocuğun zihinsel ve fiziksel olarak okula tam anlamıyla hazır olması sağlanır. Ayrıca çocukta henüz belirti vermemiş gizli işitme veya görme kayıpları da erken dönemde tespit edilebilir. Özellikle görme kusurları, çocuk tarafından normal kabul edildiği için aileye yansıtılamayabilir. Ancak rutin muayeneler sayesinde bu sorunlar erken fark edilerek ders başarısında yaşanabilecek muhtemel düşüşlerin önüne geçilebilir" dedi.
Ebeveynlerin doğal bağışıklık sistemini desteklemesi çok önemli
Uzm. Dr. Hikmet Akbulut, sağlıklı bir okul döneminin beslenme ile başladığını ifade ederek, "Özellikle temiz içerikli ve besleyici bir kahvaltıyla güne başlayan çocuk gün boyu dirençli olur. Bağırsak florasını güçlendirmek için probiyotik gıdalara ağırlık verilmeli, raf ömrü uzatılmış paketli gıdalardan kaçınılmalıdır. Çocuk ile birlikte açık havada geçirilen zaman, güneş ışığından faydalanarak D vitamini alımına yardımcı olur ve bağışıklığı destekler" dedi. Uzm. Dr. Hikmet Akbulut, bazı önemli noktalara dikkat çekerek şu bilgileri verdi: ‘‘Park ve bahçelerde oynamak kas-iskelet gelişimini destekleyerek solunum yollarını güçlendirir. Mevsiminde ve taze sebze-meyve alımı desteklenmelidir. Turunçgiller, koyu yeşil yapraklı sebzeler, kırmızı meyveler ve ev yapımı kemik suyu çorbaları, hücresel yenilenmeyi hızlandırır. Hekim onayı olmadan vitamin takviyeleri kullanmak uygun değildir ancak çocuğumuzun durumuna göre hekiminizin karar vereceği bazı takviyeler de bağışıklığın artışı için önemlidir. Akşam saatlerinde ekran sürelerini sınırlandırarak hatta ekranla ilişiği keserek erken saatlerde uyumasını sağlamak, bağışıklık hücrelerinin yenilenmesi için hayati önem taşır. Ebeveynlerin ev içerisinde huzurlu, destekleyici ve kaygıdan uzak bir iletişim dili kurması da okul başarısı ve sağlığı üzerinde doğrudan etkilidir. Stres ve kaygı, çocuklarda kortizol salgısını artırarak bağışıklık sistemini baskılayabilir. Ailelerin okul dönemi heyecanını sakinlikle karşılaması, çocukların psikolojik direncini artırarak onları hastalıklara karşı çok daha dirençli kılacaktır. Unutulmamalı ki çocukların en güçlü koruyucusu sevgi dolu bir ev ortamıdır. Buna ek olarak ise açık havada geçirilen hareketli saatler ve hekim kontrolünde yapılan eksiksiz takipler de çok önemlidir'' dedi.
Okul çağı çocuklarda görülen hastalıklar
Okul çağındaki çocuklarda en sık karşılaşılan sağlık sorunlarının başında üst solunum yolu enfeksiyonlarının geldiğini, grip, soğuk algınlığı, farenjit ve sinüzit gibi hızla yayılan bu rahatsızlıkların kalabalık derslik ortamlarında bir öğrenciyi yılda birkaç kez etkileyebildiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Hikmet Akbulut, "Özellikle sonbahar ve kış aylarında bu tablolara bademcik iltihabı ve orta kulak enfeksiyonları da sıklıkla eşlik ederek çocukların genel konforunu ve okul devamlılığını olumsuz yönde etkiler. Ayrıca suçiçeği de son derece bulaşıcı yapısıyla sınıflar içerisinde hızla yayılan ve cilt lezyonlarıyla kendini gösteren salgınların başında gelir. Özellikle aşılanmamış çocuk gruplarında kısa sürede tüm sınıfı etkileyen devamsızlıklara yol açabilir. Mevsim geçişlerinde influenza (grip) virüsünü de okullarda toplu salgınlara yol açan bir hastalık olarak görmekteyiz. Ortak oyuncaklar, kapı kolları, klavyeler ve yakın temas virüsün zemin hazırladığı bu salgınlar, ani ateş ve şiddetli kas ağrısı ile başlar. İnfluenza; çocukların virüsü ev ortamına taşımasıyla aile bireylerine de bulaşarak kentsel yayılım tablosunu oluşturur. Yine son yıllarda kreş ve ilkokul düzeyinde sıklıkla rastlanan bir diğer salgın ise el-ayak-ağız hastalığıdır. Genellikle ellerde, ayak tabanlarında ve ağız içinde küçük kabarcıklarla seyreden bu viral enfeksiyon, hijyen alışkanlıklarının henüz tam oturtulamadığı ortak oyun alanlarında ve tuvaletlerde son derece hızlı bir şekilde transfer olarak zincirleme vakalara neden olur. Solunum yolu enfeksiyonlarının yanı sıra sindirim sistemini hedef alan gastroenteritler de okul döneminde oldukça yaygındır. Genellikle virüs nedeniyle yayılan kusma, bulantı ve ishal şikayetleri kısa sürede sınıflar arasında salgınlara dönüşebilir. Hijyen kurallarına henüz tam anlamıyla uyum sağlayamamış küçük yaş gruplarında bu tür bağırsak enfeksiyonları hızla yayılım göstererek çocuklarda ani sıvı kaybına yol açabilir. Ayrıca uzun süre tahtaya veya kitaba yakın durmaktan kaynaklanan görme kusurları da bu dönemde fark edilen fiziksel rahatsızlıklar arasında başı çeker" şeklinde konuştu.
Bu süreçte çocukların beslenme alışkanlıklarının yanı sıra, hastalık sürecinin daha sağlıklı atlatılması açısından dikkat edilmesi gereken hususlara ve muhtemel risklere de değinen Uzm. Dr. Hikmet Akbulut, şu bilgileri verdi: "Çocuğun beslenme alışkanlıkları, kronik alerjik eğilimleri veya ortopedik duruş bozuklukları bu safhada ele alınır. Böylece eğitim dönemi başlamadan önce mevcut riskler belirlenerek ortadan kaldırılır ve çocuğun zihinsel ve fiziksel olarak okula tam anlamıyla hazır olması sağlanır. Ayrıca çocukta henüz belirti vermemiş gizli işitme veya görme kayıpları da erken dönemde tespit edilebilir. Özellikle görme kusurları, çocuk tarafından normal kabul edildiği için aileye yansıtılamayabilir. Ancak rutin muayeneler sayesinde bu sorunlar erken fark edilerek ders başarısında yaşanabilecek muhtemel düşüşlerin önüne geçilebilir" dedi.
Ebeveynlerin doğal bağışıklık sistemini desteklemesi çok önemli
Uzm. Dr. Hikmet Akbulut, sağlıklı bir okul döneminin beslenme ile başladığını ifade ederek, "Özellikle temiz içerikli ve besleyici bir kahvaltıyla güne başlayan çocuk gün boyu dirençli olur. Bağırsak florasını güçlendirmek için probiyotik gıdalara ağırlık verilmeli, raf ömrü uzatılmış paketli gıdalardan kaçınılmalıdır. Çocuk ile birlikte açık havada geçirilen zaman, güneş ışığından faydalanarak D vitamini alımına yardımcı olur ve bağışıklığı destekler" dedi. Uzm. Dr. Hikmet Akbulut, bazı önemli noktalara dikkat çekerek şu bilgileri verdi: ‘‘Park ve bahçelerde oynamak kas-iskelet gelişimini destekleyerek solunum yollarını güçlendirir. Mevsiminde ve taze sebze-meyve alımı desteklenmelidir. Turunçgiller, koyu yeşil yapraklı sebzeler, kırmızı meyveler ve ev yapımı kemik suyu çorbaları, hücresel yenilenmeyi hızlandırır. Hekim onayı olmadan vitamin takviyeleri kullanmak uygun değildir ancak çocuğumuzun durumuna göre hekiminizin karar vereceği bazı takviyeler de bağışıklığın artışı için önemlidir. Akşam saatlerinde ekran sürelerini sınırlandırarak hatta ekranla ilişiği keserek erken saatlerde uyumasını sağlamak, bağışıklık hücrelerinin yenilenmesi için hayati önem taşır. Ebeveynlerin ev içerisinde huzurlu, destekleyici ve kaygıdan uzak bir iletişim dili kurması da okul başarısı ve sağlığı üzerinde doğrudan etkilidir. Stres ve kaygı, çocuklarda kortizol salgısını artırarak bağışıklık sistemini baskılayabilir. Ailelerin okul dönemi heyecanını sakinlikle karşılaması, çocukların psikolojik direncini artırarak onları hastalıklara karşı çok daha dirençli kılacaktır. Unutulmamalı ki çocukların en güçlü koruyucusu sevgi dolu bir ev ortamıdır. Buna ek olarak ise açık havada geçirilen hareketli saatler ve hekim kontrolünde yapılan eksiksiz takipler de çok önemlidir'' dedi.
Haber Merkezi
Tv42 Haber