Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik ’rüşvet ve yolsuzluk’ davasında 3. duruşma

Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik ’rüşvet’ ve ’yolsuzluk’ soruşturması kapsamında, aralarında görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek’in de bulunduğu 2’si tutuklu 41 sanığın yargılandığı davanın 3’üncü duruşması başladı

Yayınlanma Tarihi: 07.07.2026 13:46
|
Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik ’rüşvet ve yolsuzluk’ davasında 3. duruşma

Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik ’rüşvet’ ve ’yolsuzluk’ soruşturması kapsamında, aralarında görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek’in de bulunduğu 2’si tutuklu 41 sanığın yargılandığı davanın 3’üncü duruşması başladı. Duruşmada savunma yapan Mustafa Gökhan Böcek, "Tutuklanma talebimi duyduğumda yurt dışındaydım, babamın nüfuzunu hiçbir zaman kullanmadığımı biliyordum" derken, Muhittin Böcek ise, kendisinin de devlet terbiyesi almış bir insan olduğunu belirterek, "Hesabını veremeyeceğim hiçbir işin içinde olmadım. Bu süreçte dost bildiklerimizin yanlış yaptığını da gördüm. Sağlık durumum her geçen gün kötüleşti kas kaybı yaşadım, 12 kilo verdim. Akçeli işlerle, parayla, pulla hiçbir zaman işim olmadı" dedi.


Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik ’rüşvet’ ve ’yolsuzluk’ soruşturması kapsamında açılan davanın görülmesine Antalya 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Toplantı Salonu’nda görülen 3’üncü duruşmanın ilk gününde, tutuklu sanıklar Muhittin Böcek, Mustafa Gökhan Böcek ve tutuksuz yargılanan bazı sanıklar salonda hazır bulundu.



702 sayfalık iddianamede 26 ayrı iddia değerlendirildi


Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 702 sayfalık iddianamede, belediyedeki çeşitli işlemler ve mali hareketlere ilişkin 26 ayrı iddia hakkında hukuki değerlendirme yapıldı. İddianamede, özellikle yerel seçim sürecinde yürütülen propaganda faaliyetleri kapsamında bazı reklam harcamalarının iş adamlarına fatura ettirildiği iddiaları, bazı taşınmaz ve araçların üçüncü kişiler üzerine geçirildiği, yüksek tutarlı para ve döviz transferleri gerçekleştirildiği, iskan ve ruhsat işlemleri karşılığında menfaat sağlandığı yönündeki değerlendirmeler yer aldı. İddianamede incelenen bazı iddialar yönünden ise kamu davası açılması için yeterli delil bulunmadığı değerlendirmesine de yer verildi. Savcılık, olaylara ilişkin değerlendirmelerin taraf beyanları, MASAK finansal verileri, HTS analizleri, tapu kayıtları, mali inceleme raporları ve kurum yazışmaları birlikte incelenerek yapıldığını belirtti.



"Suçu meslek edinme" değerlendirmesi


İddianamede Mustafa Gökhan Böcek hakkında da dikkat çeken bir değerlendirme yer aldı. Savcılık, Böcek’in resmi bir gelirinin bulunmamasına rağmen elde ettiği öne sürülen menfaatlerin kaynağını gizlemek amacıyla bazı malvarlığı değerlerini üçüncü kişiler üzerine tescil ettirdiğini veya çeşitli finansal işlemlerle meşru gelir gibi göstermeye çalıştığını değerlendirdi. Bu kapsamda Mustafa Gökhan Böcek’in Türk Ceza Kanunu’nun 58’inci maddesi kapsamında "suçu meslek edinen kişi" olarak cezalandırılması talep edildi.



258 milyon liralık mal varlığı için müsadere talebi


Soruşturma kapsamında yapılan aramalar ve mali incelemelerde yaklaşık 170 milyon lira tutarında nakit mevduata el konulduğu belirtildi. Ayrıca 10 daire, 5 araç, 5 iş yeri, bir saat ve bir cep telefonu olmak üzere toplam değeri yaklaşık 258,6 milyon lira olarak hesaplanan mal varlığının da müsaderesi talep edildi.


Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamenin Antalya 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmesiyle kamu davası açılmıştı. Davanın 8 Mayıs 2026’da görülen ikinci duruşmasının ardından Muhittin Böcek’in etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak için savcılığa ek ifade verdiği, bu ifadelerde 2024 yerel seçim süreci ve bazı siyasi isimlere ilişkin iddialarda bulunduğu kamuoyuna yansımıştı. Davanın üçüncü duruşması, Bölge Adliye Mahkemesi toplantı salonunda yeniden başladı.



Tanıklar dinlendi


Tanıkların dinlendiği duruşmada konuşan Gülcan E., 1998-2025 yılları arasında F. Döviz’de kasiyer olarak çalıştığını belirterek, "Döviz bürosunun muhasebe kayıtları A.Y.’nin petrol ofisinde tutuluyordu. Kuyum firması açmak istiyorlardı. Uzun süre çalıştığım için güven ilişkisine dayalı firmayı benim üzerime yaptılar, ben de sorgulamadım. Bunun üzerine L. Kuyumculuk benim üzerime açıldı. Küçük bir dükkandı, banka işlerini ben takip ediyordum. Çok az müşteri geliyordu. Kuyumculuğu açmamızın sebebi, döviz müşterilerinin bazen küçük altın ihtiyaçları olmasıydı. Bu ihtiyaçları karşılamak amacıyla kuruldu" dedi.


Dükkanın kendi üzerine kayıtlı olduğunu ancak gerçek sahiplerinin Mustafa ve Erkan isimli kişiler olduğunu söyleyen Gülcan E., "Dükkan 5-6 ay önce kapandı. Yusuf N. isimli şahsı hatırlamıyorum, fotoğraflarını teşhis etmiştim. Bu şahıslara birkaç kez döviz ödemesi yapmıştık. İdareden Mustafa ve Erkan beyin talimatıyla kişilerin hesabına para geçiyordu. Karşılığında bu kişilerin para verip vermediğini, paranın ne amaçla verildiğini bilmiyorum. Gökhan Böcek ve Zeynep Kerimoğlu’nu mahkeme salonunda gördüm, tanımıyorum, döviz bürosuna geldiklerini görmedim" ifadelerini kullandı.



İlker Arslan’a ilişkin tanık beyanları


Tutuksuz yargılanan İlker Arslan’a ilişkin iddialar kapsamında tanık olarak dinlenen Sevim D. ise Arslan’ın halasının oğlu olduğunu belirterek, "Buraya atanmadan önce mali olarak hazır değildi İlker bey, kendisi kirada oturuyordu. Ankara’daki yaklaşık 5 milyon TL değerindeki imarlı arsasının satışı hakkında yardım istedi. Yerin satışıyla uğraşırken buraya ataması gerçekleşince yeri taksitli olarak sattığını söyledi ve konu kapandı" dedi. Aynı olayla ilgili tanık olarak dinlenen Yusuf Burak S. de, "Sevim hanım arkadaşım. Bir akrabasının arsasının değeri hakkında rapor hazırladığını söyledi. Benden uzman görüşü istedi, ben de hazırladım. Bu raporu 15 Ağustos 2024 tarihinde hazırladım. İlgili rapor karşılığında herhangi bir ücret talep etmedim" şeklinde konuştu.



"İddialar iş, ticaret ve alışverişten ibaret"


Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Mustafa Gökhan Böcek, yaklaşık 1 yıldır tutuklu olduğunu belirterek, "20 Ağustos 2025’ten bu yana tutukluyum. Üç duruşma boyunca hakkımdaki eylemlerin suç niteliği taşımadığı, dostane ilişkiler aracılığıyla yapıldığı görülmüştür. Geldiğimiz noktada hakkımdaki iddialar iş, ticaret ve alışverişten ibarettir" dedi.


Tutuklanma talebini duyduğunda yurt dışında olduğunu ifade eden Böcek, "Tutuklanma talebimi duyduğumda yurt dışındaydım. Babamın nüfuzunu hiçbir zaman kullanmadığımı biliyordum. Bazı kişilerin kendi özgürlüklerini sağlayabilmek için hakkımda ifade verdiklerini gördüm. Eskiden babama ulaşabilmek için defalarca beni arayan kişilerin, tarafım hakkında beyan verdiklerini duydum. Tutuklandığım gün oğlum 7 aylıktı, hala tutukluyum. Bir baba olarak bunun manevi yükünü taşımaya devam ediyorum. Tahliyemi talep ediyorum" ifadelerini kullandı.



"Ben yalnızca sağlığıma kavuşmak istiyorum"


Tutuklu yargılanan Muhittin Böcek ise cezaevindeki 367’nci gününde olduğunu belirterek, "Tutuklandığım 5 Temmuz tarihi itibarıyla cezaevindeki 367’nci günümdeyim. Öncelikle objektif yargılamanız için teşekkür ederim. Ben bu topraklarda doğdum, Toroslar’da büyüdüm ve yine bu topraklarda öleceğim. Biz hayatımız boyunca adalete güvendik. Bu topraklara karşı da her zaman bir borcumuz olduğuna inandık" dedi.


Sağlık durumuna ilişkin açıklamalarda bulunan Böcek, "Bu süreçte beni en çok üzen konulardan biri sağlık durumum oldu. Türkiye’de en ağır Covid süreçlerinden birini geçirdim, 108 gün hastanede tedavi gördüm. Buna rağmen, her defasında heyete dahi çağrılmadan, ‘Böcek’e ret çıkacak’ şeklinde yapılan haberler beni derinden yaraladı. 5 Temmuz’da cezaevine geldiğimde günde 12 ilaç kullanıyordum. Bugün ise günde 25 ilaç kullanmak zorundayım. İlaç sayımın bu kadar artmasına neden olan sağlık süreciyle, hakkımda olumsuz rapor veren heyetin aynı olması beni ayrıca düşündürüyor. Acaba vicdanları rahat mı? Sırf bu nedenle cezaevinde gizli gizli ağladım" diye konuştu.


Uzun süredir sağlık sorunları yaşadığını söyleyen Muhittin Böcek, "Ben sonradan rapor almış, birkaç günlük rahatsızlığı olan bir insan değilim. Uzun süredir ciddi sağlık sorunları yaşıyorum. Doğup büyüdüğüm Konyaaltı’nda aralıksız belediye başkanlığı yaptım. Bu görevim sırasında hiçbir ihaleye girmedim. Büyükşehir Belediye Başkanlığı dönemimde ise bin 250 ihale gerçekleştirildi. Görev yaptığım belediyeleri hiçbir zaman kamu zararına uğratmadım" dedi.



"Hesabını veremeyeceğim hiçbir işin içinde olmadım"


Kendisinin de devlet terbiyesi almış bir insan olduğunu belirten Böcek, "Hesabını veremeyeceğim hiçbir işin içinde olmadım. Bu süreçte dost bildiklerimizin yanlış yaptığını da gördüm. Sağlık durumum her geçen gün kötüleşti; kas kaybı yaşadım, 12 kilo verdim. Akçeli işlerle, parayla, pulla hiçbir zaman işim olmadı. Ben yalnızca sağlığıma kavuşmak, yaşamak ve tedavi olmak istiyorum. Hiçbir suçum yok, heyetinizin merhametine ve adaletine ihtiyacım var, tahliyemi istiyorum" ifadelerini kullandı.


2’si tutuklu toplam 41 sanığın yargılandığı davanın 8 Mayıs 2026’da görülen ikinci duruşmasında mahkeme, Muhittin Böcek ile oğlu Mustafa Gökhan Böcek’in tahliye taleplerini reddederek tutukluluk hallerinin devamına karar vermişti. Mart 2026’daki ilk duruşmalarda tahliye edilip savcılık itirazıyla tekrar tutuklanan sanıklardan Fazlı Ateş, Mayıs 2026’daki ara kararla birlikte adli kontrol şartıyla yeniden tahliye edilmişti. Benzer şekilde daha önce tutuklu bulunan İlker Arslan ve Mehmet Okan Kaya da adli kontrol şartıyla serbest bırakılan isimler arasında yer almıştı.


Öte yandan Mehmet Okan Kaya, ANSET soruşturması davasında tekrar tutuklanmıştı.


Duruşma öğleden sonra devam edecek.

Haber Merkezi
Haber Merkezi

Yorum Yap

0/1000 karakter
Tüm alanlar zorunludur

Yorumlar

0
Yükleniyor...

Yorumlar yükleniyor...