Mobil uygulamamız yayında! Konya gündeminde haberdar olmak için indirin.

İndir
Menü
Konya
...
ADANA
ADIYAMAN
AFYONKARAHİSAR
AĞRI
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
ISPARTA
MERSİN
İSTANBUL
İZMİR
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
KAHRAMANMARAŞ
MARDİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
ŞANLIURFA
UŞAK
VAN
YOZGAT
ZONGULDAK
AKSARAY
BAYBURT
KARAMAN
KIRIKKALE
BATMAN
ŞIRNAK
BARTIN
ARDAHAN
IĞDIR
YALOVA
KARABÜK
KİLİS
OSMANİYE
DÜZCE
—
—

Bilim kurgu artık üniversite laboratuvarlarında tartışılıyor

Biruni Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyomedikal Mühendisliği Bölümünden Dr

Yayınlanma Tarihi: 20.04.2026 09:17
|
Bilim kurgu artık üniversite laboratuvarlarında tartışılıyor

Biruni Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyomedikal Mühendisliği Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Elif Karaman, Mary Shelley’nin 1818’de kaleme aldığı Frankenstein romanında ortaya koyduğu soruların, bugün biyoteknoloji ve protein mühendisliği alanındaki gelişmelerle yeniden gündeme geldiğini belirtti.


Biruni Üniversitesinden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Karaman, bir dönem yalnızca bilim kurgu olarak değerlendirilen birçok fikrin artık üniversite laboratuvarlarında somut karşılık bulduğunu ifade etti. Frankenstein’ın yayımlandığı dönemde, bilimin doğanın sınırlarını zorladığında ne gibi sonuçlar doğurabileceğini anlatan çarpıcı bir kurgu olarak öne çıktığını aktaran Karaman, günümüzde ise aynı soruların biyoteknoloji, moleküler tasarım ve rekombinant protein üretimi gibi alanlarda gerçek bilimsel tartışmaların parçası haline geldiğini kaydetti.



"Temel amaç, hastalıklarla mücadele etmek"


Karaman, modern biyoteknolojinin doğayı yalnızca taklit etmekle kalmadığını, biyolojik sistemleri kontrollü biçimde yeniden tasarlamaya imkan verdiğini vurgulayarak, "Bugün araştırmacılar mikroorganizmaları biyolojik üretim platformlarına dönüştürüyor, insan vücudunun ürettiği proteinleri laboratuvar ortamında sentezleyebiliyor. Buradaki temel amaç, hastalıklarla mücadele etmek, yeni tedaviler geliştirmek ve yaşam kalitesini artırmaktır" değerlendirmesinde bulundu.


Yürüttükleri biyomoleküler tasarım ve rekombinant protein çalışmalarının da bu yaklaşımın somut örnekleri arasında yer aldığını belirten Karaman, protein ekspresyonu ve saflaştırılması üzerine gerçekleştirilen araştırmaların, doğanın kullandığı moleküler sistemlerin laboratuvar ortamında nasıl üretilebildiğini ve işlevlerinin nasıl yeniden düzenlenebildiğini ortaya koyduğunu bildirdi.


Bu çalışmaların "canavar üretmek" gibi bir fikirle ilgisi olmadığını ifade eden Karaman, geliştirilen biyomoleküler yaklaşımların enfeksiyon tedavisinden hedefe yönelik biyolojik ilaçlara, çevresel sorunların çözümünden sürdürülebilir üretim teknolojilerine kadar geniş bir alanda kullanım potansiyeli taşıdığını aktardı.



"Bilimsel güçle birlikte sorumluluk da büyüyor"


Karaman, Frankenstein anlatısının günümüze verdiği en önemli mesajlardan birinin bilimsel sorumluluk olduğunu vurgulayarak, "Frankenstein’ın trajedisi, sonuçları yeterince öngörmeden ilerlemesiydi. Bugün bilim dünyası yalnızca ‘yapabilir miyiz?’ sorusunu değil, aynı zamanda ‘yapmalı mıyız?’ sorusunu da tartışıyor. Günümüz biyoteknolojisi, biyoetik ve biyogüvenlik ilkeleri çerçevesinde ilerliyor. Bilimsel güç arttıkça sorumluluk da artıyor" dedi.


"Doğa bilinçli biçimde yeniden tasarlanıyor"


Protein mühendisliği sayesinde yalnızca hastalıklı dokuda aktifleşen, belirli biyolojik mekanizmaları hedefleyen veya çevresel problemlerin çözümüne katkı sağlayan "akıllı biyomoleküller" geliştirilebildiğine dikkati çeken Karaman, doğanın artık sadece kopyalanmadığını, bilinçli biçimde yeniden tasarlandığını ifade etti.


"Bilim kurgu ile bilimsel gerçeklik arasındaki mesafe giderek kapanıyor"


Karaman, Mary Shelley’nin iki yüzyıl önce edebiyat aracılığıyla ortaya koyduğu soruların, bugün üniversite laboratuvarlarında bilimsel ve etik boyutlarıyla yeniden ele alındığını belirterek "Belki de asıl soru, Frankenstein’ın gerçekten bir korku hikayesi olup olmadığı değil; bilimin geleceğine dair erken bir sezgi taşıyıp taşımadığıdır. Bugün ortaya çıkan tablo, bilim kurgu ile bilimsel gerçeklik arasındaki mesafenin giderek kapandığını gösteriyor" ifadelerini kullandı.

İHA Haber Ajansı


Yorum Yap

0/1000 karakter
Tüm alanlar zorunludur. Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır.

Yorumlar

0
Yükleniyor...

Yorumlar yükleniyor...