Mobil uygulamamız yayında! Konya gündeminde haberdar olmak için indirin.

İndir
Menü
Konya
...
ADANA
ADIYAMAN
AFYONKARAHİSAR
AĞRI
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
ISPARTA
MERSİN
İSTANBUL
İZMİR
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
KAHRAMANMARAŞ
MARDİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
ŞANLIURFA
UŞAK
VAN
YOZGAT
ZONGULDAK
AKSARAY
BAYBURT
KARAMAN
KIRIKKALE
BATMAN
ŞIRNAK
BARTIN
ARDAHAN
IĞDIR
YALOVA
KARABÜK
KİLİS
OSMANİYE
DÜZCE
—
—

Doğu Karadeniz’de üçlü istilacı tür tarımı tehdit ediyor

Doğu Karadeniz’de 3 istilacı tür, tarımsal üretimi doğrudan etkileyerek büyük zararlar veriyor

Yayınlanma Tarihi: 23.02.2026 11:16
|
Doğu Karadeniz’de üçlü istilacı tür tarımı tehdit ediyor

Doğu Karadeniz’de 3 istilacı tür, tarımsal üretimi doğrudan etkileyerek büyük zararlar veriyor. Bölgede geniş yayılım gösteren kahverengi kokarca, lokal ancak yüksek tahrip gücüne sahip Turunçgil uzun antenli böceği ve doğal düşman baskısıyla gerileme sürecine giren Yalancı kelebek, aynı ekosistem içinde eş zamanlı baskı oluşturarak bölge ekonomisi ve biyolojik denge açısından kritik bir tablo ortaya koyuyor.


Doğu Karadeniz Bölgesi’nde aynı ekosistem içinde etkili olan üç istilacı tür, tarımsal üretim ve doğal denge üzerinde eş zamanlı baskı oluşturuyor. Geniş yayılım alanına sahip Kahverengi kokarca, başta fındık olmak üzere birçok üründe kalite ve verim kaybına yol açıyor. Özellikle hasat dönemine yakın süreçte zarar oranı artıyor, ekonomik kayıp doğrudan üreticiye yansıyor. Lokal ölçekte görülen ancak yüksek tahrip gücüne sahip Turunçgil uzun antenli böceği, ağaç gövdelerinde açtığı galerilerle bitkiyi zayıflatıyor ve kurumalara neden oluyor. Tespit edilen alanlarda karantina uygulamaları devreye giriyor, enfekte ağaçlar sahadan çıkarılıyor ve yayılım hattı daraltılıyor. Geçmiş yıllarda yoğun popülasyona ulaşan Yalancı kelebek ise doğal düşman baskısıyla geriledi. Uzmanlar popülasyonun tamamen ortadan kalkmadığına ve iklim koşullarına bağlı olarak yeniden artış gösterebileceğine dikkat çekiyor.


Yetkililer, bölgenin ılıman iklim yapısının istilacı türler için elverişli koşullar oluşturduğunu, bu nedenle mücadelenin anlık değil sürekli ve planlı şekilde yürütülmesi gerektiğini ifade ediyor. Erken uyarı sistemleri, feromon tuzakları ve biyolojik ajan destekli uygulamaların önümüzdeki süreçte daha da yaygınlaştırılması hedefleniyor.



"Yazı da kışı da sert geçmeyen bu bölgede, istilacı türler bulaştıktan sonra kolayca tutunabiliyor ve çoğalabiliyor"


Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Ondokuz Mayıs Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kibar Ak, en etkili yöntemin tespit ve takip olduğuna dikkat çekerek "Bölgemizi etkileyen ve ülkemizin de gündeminde olan üç tane olan istilacı tür var. Kahverengi kokarca, lokal alanda da olsa oldukça zararlı olan turunçgil uzun antenli böceği ile bunlardan önce ortaya çıkıp şu anda doğal düşman baskısı altında kontrolünü kaybedip yalancı kelebek de bu türler arasında yer alıyor. Ayrıca bölgede, istilacı türlerin yanında yabancı ot sorunları da bulunuyor. Özellikle ’İt dolahbacı’ olarak bilinen ve ‘yalancı hıyar’ şeklinde tanımlanan yabancı otlar da Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yaygınlaşıyor. Bunun temel nedeni, bölgenin istilacı türlerin yaşamını sürdürebilmesi ve çoğalabilmesi için uygun bir iklime sahip olması. Yazı da kışı da sert geçmeyen bu bölgede, istilacı türler bulaştıktan sonra kolayca tutunabiliyor ve çoğalabiliyor. Türkiye’de en çok gündemde olan tür kahverengi kokarca. İkinci olarak lokal düzeyde etkili turunçgil uzun antenli böceği geliyor. Yalancı kelebek ise doğal düşman baskısı sayesinde etkisini büyük ölçüde kaybetmiş durumda. Çok güzel bir gelişme. Bu durum, biyolojik mücadele yöntemlerinin ne kadar etkili olduğunu gösteren önemli bir örnek niteliğinde. Tüm istilacı türlerde olduğu gibi, en etkili mücadele yöntemi tespit ve takip. Önce biyolojik mücadele ardından eradikasyon, kültürel mücadele ve son çare olarak kimyasal mücadele şeklinde sıralanıyor" ifadelerini kullandı.

İHA Haber Ajansı


Yorum Yap

0/1000 karakter
Tüm alanlar zorunludur. Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır.

Yorumlar

0
Yükleniyor...

Yorumlar yükleniyor...