Mobil uygulamamız yayında! Konya gündeminde haberdar olmak için indirin.

İndir
Menü
Konya
...
ADANA
ADIYAMAN
AFYONKARAHİSAR
AĞRI
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
ISPARTA
MERSİN
İSTANBUL
İZMİR
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
KAHRAMANMARAŞ
MARDİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
ŞANLIURFA
UŞAK
VAN
YOZGAT
ZONGULDAK
AKSARAY
BAYBURT
KARAMAN
KIRIKKALE
BATMAN
ŞIRNAK
BARTIN
ARDAHAN
IĞDIR
YALOVA
KARABÜK
KİLİS
OSMANİYE
DÜZCE
—
—

Taramalar, meme kanserinin erken evre yakalanma oranını artırıyor

Acıbadem Bayındır Söğütözü ve Kavaklıdere Hastaneleri Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ebru Menekşe, taramanın amacının henüz belirti vermeyen meme kanserlerini daha erken evrede tespit etmek olduğunu s...

Yayınlanma Tarihi: 02.10.2026 13:48
|
Taramalar, meme kanserinin erken evre yakalanma oranını artırıyor

Acıbadem Bayındır Söğütözü ve Kavaklıdere Hastaneleri Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ebru Menekşe, taramanın amacının henüz belirti vermeyen meme kanserlerini daha erken evrede tespit etmek olduğunu söyledi.


Meme kanseri dünya genelinde kadınlarda en sık görülen kanserlerden biri olarak bildiriliyor. Uzmanlar, meme kanserinde erken tanının hayati önem taşıdığına dikkati çekiyor. Meme kanseri taramalarının erken tanı için oldukça önemli olduğunu belirten Acıbadem Bayındır Söğütözü ve Kavaklıdere Hastaneleri Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ebru Menekşe, taramanın amacının henüz belirti vermeyen meme kanserlerini daha erken evrede tespit etmek olduğunu söyledi.


Prof. Dr. Ebru Menekşe, 40 yaş üzerindeki kadınların yılda bir kez mamografi yaptırmalarının önemli olduğunu belirtti. Meme kanserinin yalnızca ileri yaşlarda görülmediğine de dikkati çekerek, ’Ben daha gencim, bende meme kanseri olmaz’ düşüncesinin doğru olmadığını ifade etti.



Hangi faktörler meme kanseri riskini belirliyor


Meme kanseri riskinin değerlendirilmesinde kişinin yaşı, kişisel özellikleri, aile öyküsü ve genetik özelliklerinin birlikte ele alınması gerektiğini belirten Menekşe, özellikle ailede genç yaşta meme kanseri, birden fazla meme veya over (yumurtalık) kanseri, iki taraflı meme kanseri ya da erkek meme kanseri öyküsü bulunmasının genetik açıdan değerlendirme gerektirebileceğini söyledi.


Aile öyküsünün değerlendirilmesinde hem anne hem baba tarafının önemli olduğunu vurgulayan Menekşe, ’Ailemde meme kanseri yok, o halde riskim yok’ düşüncesinin de doğru olmadığını belirterek, "Aile öyküsünün olmaması riski sıfırlamaz. Aynı şekilde ’annemde meme kanseri vardı, kesin ben de olacağım’ düşüncesi de doğru değildir" dedi.


Bazı kadınlarda genetik nedenlerle meme kanseri riskinin belirgin şekilde artabileceğini ifade eden Menekşe, BRCA1 ve BRCA2’nin yanı sıra PALB2, TP53, PTEN, ATM ve CHEK2 gibi genlerdeki patojenik değişikliklerin de meme kanseri riskiyle ilişkili olabileceğini söyledi.



Memedeki değişiklikler ihmal edilmemeli


Memede yeni ortaya çıkan kitlenin önemli bulgulardan biri olduğunu belirten Menekşe, "Her kitle kanser anlamına gelmez ancak memede yeni ortaya çıkan ve özellikle giderek belirginleşen bir kitle mutlaka değerlendirilmelidir" diye konuştu.


Meme şeklinde veya büyüklüğünde değişiklik, ciltte içe çekilme veya kalınlaşma, meme başında yeni gelişen içe çekilme, tek taraflı ve özellikle kanlı meme başı akıntısı, portakal kabuğu görünümü ile koltuk altında yeni ortaya çıkan kitle veya şişliğin de dikkate alınması gerektiğini kaydeden Menekşe, "Yeni ve açıklanamayan bir değişiklik varsa ’nasıl olsa geçer’ diyerek beklemek yerine uzman hekim tarafından değerlendirilmesi gerekir" ifadelerini kullandı.



Taramanın amacı, belirti vermeyen kanserleri erken yakalamak


Taramanın amacının henüz kitle, kişi tarafından fark edilmeden kanseri erken evrede yakalamak olduğunu aktaran Menekşe, mamografinin en önemli tarama yöntemlerinden olduğuna dikkati çekti.


Menekşe, ultrasonun ise mamografinin doğrudan alternatifi olmadığını dile getirerek, "Mamografi bazı küçük kalsifikasyonları (kireçlenmeleri) ve meme dokusundaki belirli erken değişiklikleri göstermede çok değerlidir. Ultrason ise özellikle genç kadınlarda, yoğun meme dokusunda veya mamografide tespit edilen bir bulgunun değerlendirilmesinde tamamlayıcı bir yöntem olabilir" şeklinde konuştu.


’Mamografi tümörü dağıtır’ şeklindeki düşüncenin bilimsel bir temeli olmadığını anlatan Menekşe, "Mamografi sırasında memenin sıkıştırılması bazı kadınlarda rahatsızlık veya kısa süreli ağrıya neden olabilir. Mamografi tümör dokusunu dağıtmaz. Meme dokusunu incelterek dokuların üst üste binmesini azaltır, küçük bulguların daha iyi görülmesini sağlar, hareketi azaltır ve görüntü kalitesini artırır" açıklamasında bulundu.


Menekşe, mamografinin X-ışını kullandığını ve radyasyon dozunun sıfır olmadığını ancak kullanılan dozun oldukça düşük olduğunu söyleyerek, "Burada önemli olan radyasyon riskini ’yok’ kabul etmek değil, düşük dozun muhtemel riskini meme kanserinde erken tanının sağlayabileceği faydayla birlikte değerlendirmektir" dedi.

İHA Haber Ajansı


Yorum Yap

0/1000 karakter
Tüm alanlar zorunludur. Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır.

Yorumlar

0
Yükleniyor...

Yorumlar yükleniyor...